4 Ocak 2009 Pazar

Sıradan bir gün..

Nihayet her yıl büyük paniğe yol açan, aman napsak da bu geceyi unutulmaz kılsak diye düşünüp durduğumuz, hep bir ağızdan 10’dan geriye saydığımız – bu da kimin saatine göre yapılıyorsa artık- 31 Aralık gecesini geride bıraktık. Umarım güzel hatıralarla dolu bir gece geçirmişsinizdir. Hani derler ya yeni yıla nasıl girersiniz tüm yıl öyle geçer diye acaba diyorum para sayarak mı girseydim... Yok, yok, gülerek girdim yeni yıla hatta bütün gece güldüm desem yeridir, saat 12:00'de ise panikten bütün dileklerim birbirine karıştı ama becerdim sonunda sıralamayı.. Neyse daha fazla bahsetmeyeceğim ne yaptığımdan, gizem yaratmaya karar verdim..:) Zaten kim ne yapmış ne etmiş gün bitmeden Facebook’tan takip ederiz artık..

Bu arada geçen hafta caddelerde, alışveriş merkezlerinde bir hediye telaşı vardı. Aslında ekonomik krizle mücadele ettiğimiz bu günlerde her şeye rağmen insanların birbirlerine değer verdiklerini görmek güzeldi. Tabi bunda “alışveriş için gün bugün” temasıyla başlayan indirim kampanyalarının da etkisi olmadı değil. Hoş kadınlar için “alışveriş için gün her gün” denilse daha doğru olur. Kilo almak, kilo vermek, sevgiliden ayrılmak, yeni sevgilisi olmak, sevgiliden intikam almak, işten ayrılmak, yeni işe başlamak, tatile çıkmak,.. Yok işte görüyorsunuz bitmez alışveriş bahaneleri. Ömrünü alışveriş yaparak geçirip hala dolabında giyecek bulamayan modeller vardır ki onlar ayrı bir tez konusu olabilir.

Bir de düğüne giderken çılgınca alışveriş yapar kadınlar. Hele ki bekarlarsa. E malum her düğün bir kısmet kapısı sayılır. Doğrusu her gelin çiçeğine rakiplerini sakatlamak uğruna uçarak atlamış, tanıdığı tanımadığı her gelinin ayakkabısına isim yazdırmış, boğulmak pahasına nişan ipleri yutmuş tanıdıkları olan (!) biri olarak şunu iddia edebilirim ki düğünle kısmet arasında en ufak bir bağ yoktur. Ayrıca zaten zamanında gelinin de damadın da bütün arkadaşlarıyla tanıştırılmışsınızdır, daha o düğünden ne beklersiniz ki..:) Zaten şu tanıştırılma faslı ayrı bir zulüm. İsteseniz de istemeseniz de başınıza gelir. Tarafların birbirlerinden haberi yokmuş, tesadüfmüş izlenimi verilmeye çalışılsa da bal gibi kız da erkek de bilir niye orda olduklarını. Hayır zaten ortada bir çift varken nasıl bir tesadüftür ki bu diğer iki kişi de ordadır, onların orda ne işi vardır, geçerken mi karşılaşmışlardır, yoksa saf olduklarına kanaat getirilip gerçekten bu hikayeye inanacakları mı düşünülmüştür?

Ismarlama aşk olmaz derim başka da bir şey demem. İstisnalar olabilir tabiî ki ama ben aşkın ortaya çıkmak için doğru zamanı ve doğru yeri beklediğine inanıyorum. Bazen de fark etmezsiniz aşık olduğunuzu, ne zaman ki kaybedersiniz o zaman artık kafanızı duvarlara mı vurursunuz, arabesk ruhunuz mu ortaya çıkar bilemem. Murphy kanunları der ki “Ne zaman bir şeyden vazgeçseniz, vazgeçtiğiniz o şey size geri gelir.” O yüzden içinizde minik de olsa kıpırtı uyandıran biri varsa geç olmadan harekete geçin derim. O sizden vazgeçtiğinde bumeranga dönersiniz haberiniz olsun..:)

Ve son olarak bir konuya açıklık getirmek istiyorum. Bir yılı geride bıraktık diye hepimiz bir yıl daha yaşlanmadık. Çünkü bazılarımız –kim acaba- yıl sonuna doğru doğduğumuzdan mütevellit yaşımız da yıl sonuna doğru büyüyor doğal olarak! Bu kısım bence yazımın en önemli kısmıydı..:)

B...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder