
İtiraz ediyorum, dünya kendi ekseni etrafında 24 saatte dönüyor diye, ben bu kadar çabuk büyümek zorunda değilim ki.. Yaş yaşanmışlıklara göre ilerlemeli.. Eğer kayda değer bir şey yaşamıyorsak geçip gidebilir ammaa çok mutlu olduğumuz hatta aşık olduğumuz zamanlarda durmalı zaman:) Çok güzel bir yemek yerken, tatildeyken, türk kahvesi içerken de durmalı.. Baharın ve aşkın ilk günlerinde de durmalı, -(dursun şimdi mesela:)-, arkadaşlarla gözünden yaş gelircesine gülerken de durmalı, yağmuru izlerken de durabilir ( ama şimdi sırf ben seviyorum diye de durdurmak olmaz, kararsız kaldım).. Ya da birkaç hakkımız olsa, zamanı durdurabilmek için, hoş ben çoktan kullanmış olurdum o haklarımı, hem de 10'lu yaşlara gelmeden, lunaparkta ya da barbilerimle oynarken:)
Demek istediğim şudur ki zaman kavramını insanoğlu uydurduğuna göre zamansızlığı da uydurabiliriz pekala.. 3 yılda bir içinde olunan yıl sayılmasın mesela, "0" yılı olsun.. Hatta o yıl her şey serbest, her şey bedava olsun:)
Ayrıca dünya değilde başka bir gezegende yaşasaydık mesela Mars'ta, tam yarı yaşımızda olucaktık.. Hem ben hemen uyum sağlayabilirim yeni ortamlara, gidebilirim hemen.. Ama beterin beteri var, şansıma Merkür'de bırakırlar beni, birden 4 kat daha yaşlı olurum:)
Tamam, razıyım dünyada kalmaya, ama 90'lı çıtırların giremediği mekanlar, hatta caddeler istiyorum.. Hatta hiç bir yere giremesin bu tür:) Üstelik bu tür öyle bir şey ki, ayy saçmalama nesi güzel bunun, yok artık o da güzelse ben afetim, senin güzellik anlayışını anlamıyorum şeklinde kalıplaşmış bilumum ifadelerle çemkirme hakkı da vermiyor bize zira kızlar bildiğiniz güzel! Bizim zamanımızın –aman yarabbi ben de bu lafı kullanacak mıydım- mamalarından mıdır nedir, 80lerin başlarına ait kızlar hep bir boy, hafif tıknaz, ölçüler de hafif orantısız –kendimi tenzih ederim- neyse, gelelim bizim biricik yeni neslimize.. Kızlarımızın burnu doğuştan hokka – hep aynı modelin fotoğrafına bakmış sanırım anneleri hamileyken ya da o dönemin meşhur hocasına okutmuşlar karınlarını, hep aynı model çıkmış böylece-, saçlarımız tabiki sarı –aa aksi düşünülebilir mi-, ama benim yıllardır omzundan aşağı çeke çeke zar zor indirebildiğim saçlarım, nasıl onlarda bir anda bele uzanıyor o da ayrı bir takdir konusu tabi.. Hmm bir de sanırım bu kızlarımızın tuvalet masalarında çeşit çeşit maskeleri var, gece makyajlı surat maskesi, okul makyajı surat maskesi, sevgiliyle buluşma makyajı maskesi, zira hepsi aynı ortamda aynı suratlarla dolaşıyorlar.. Aşkları da maskeleri gibi, takıp çıkartmalık ne yazık ki.. Vazgeçtim ben, dolaşsınlar ortalarda, dolaşsınlar ki annelerimiz 80 jenerasyonunun kıymetini anlasın:)
B.
