29 Aralık 2008 Pazartesi

Yeni bir yıl, yeni bir sen


“Bir yılı daha geride bırakıyoruz”.. İşte bu cümleyle başlayan yazıların en fazla okunduğu Aralık ayındayız. Ben de geleneği bozmayayım madem ilk yazım Aralık ayına denk gelmiş, böyle başlayayım dedim.. Kış mevsiminin takvimlere göre lapa lapa kar ve kardan adam resimleri ya da kar manzarasında aşk yaşayan sevgili fotoğraflarıyla –ki hiç sevmem- simgelenen Aralık ayı aynı zamanda tarafımdan ve eminim birçoğunuz tarafından alınan “radikal kararların”da ayıdır. Hani uzuuun bir liste hazırlanır, ilk madde de nedense “onu kesinlikle unutacağım” ile başlar.. Kariyerime odaklanacağım, fazla kilolarımdan kurtulacağımla devam eder..Zaten bu listeler geride bıraktığı yılı pek de mutlu geçirmeyenler tarafından hazırlanır.. Ben bu sene radikal bir kararla radikal kararlar listesi hazırlamama kararı aldım. Çünkü kararlarımı uygulamak konusunda kararsızım zaten..

Bu arada bir karar aldım, -karar almayacağım mı demiştim ben” her neyse.. Son zamanların moda akımı “özür dilemek” biliyorsunuz. Her ne kadar bu özür dilemeler bizim ülkemizde ciddi kaoslara sebep olsa da ben de bu hareketten feyzalarak çevremde minik de olsa kalbini kırdığımı düşündüğüm arkadaşlarımdan özür dilemeye karar verdim. En azından benim özürlerim, sizin özürleriniz herhangi bir infiale sebep olmaz diye düşünüyorum..

Bir de hani küçüklüğümüzün simli kartları vardı ya, -ben onları genelde yüzüme sim sürmek maksatlı alırdım çocukken, hoş şimdi de yılbaşı gecesi makyaj tamamlayıcısı olarak kullanılabilirler pekala- onlardan almaya karar verdim, sürekli nerede o eski bayramlar, eski yeni yıl kutlamaları diye hayıflanmak yerine özlediğimiz ne varsa geri getirebiliriz diye düşünüyorum.. Mesela mahallemizdeki kasap, manav,, kuaför, köşedeki simitçi hepsinin yeni yılını kutlayarak da ”mahalle baskısı”nı sevimli bir mahalle baskınına çevirebiliriz. Bir de hayatımdan imkansız sözcüğünü çıkartıyorum artık 2009 itibariyle.. “Olmaz, olmaz, bu iş olamaz” yerine “olur, olur, bal gibi olur” olucak bu yılki nostalji şarkım.. Hem neden olmasınki, herkes kendi şansını kendi yaratmaz mı? Mutsuzluklarımız, şanssızlıklarımız neye nasıl baktığımızla ilgili değil mi? Biri sizi mutsuz ediyorsa bu “ona yüklediğiniz anlam”la ilgili sadece.. O zaman anlamsız anlamları sıfırlamak için neyi bekliyoruz ki, daha fazla mutsuz olmayı mı?

Bitmediiii, bir karar daha.. Yeni yılda gerçekleri de olduğu gibi kabul etmeye karar verdim. Gerçekleri kim değiştirebilmiş ki biz değiştirebilelim.. Galileo zindanda geçirdiği son yıllarında bile “ama dünya yine de dönüyor” dememiş mi? Demekki neymiş gerçekler değişmezmiş. Ama bir de söylemeden geçemeyeceğim sevdiğim bir arkadaşım “hayaller gerçektir” der. ÖSS ve ÖYS’ye – benim zamanımda ÖYS de vardı, demek ben de sonunda “benim zamanımda” diyecek yaşlara geldim- çalışırken mola hediyesi olarak hayal kuran biri olarak hayallerimden asla vazgeçemeyeceğimi biliyorum. Ve inanıyorumki düşündüğümüz, paylaştığımız ve yazdığımız her hayal hayatın bir yerinde vuku bulur. Söz büyüdür, yazıyla da ölümsüzleşir. Hayallerinizi yazın, bırakın melekleriniz okusun ve size yardım etsinlerJ Ama renkli kalemlerle yazın derim ben, ne işe yarıyor derseniz, daha güzel gözüküyor..

Küresel krize inat, para harcamadan da mutlu olabileceğimi ispatlamaya karar verdim kendi kendime, bakalım el mi yaman bey mi yaman..Mis gibi “How I Met Your Mother”larımız, 90ların Evimiz Hollywood’dası misali “Gossip Girl”lerimiz, Şubat’ta nihayet tekrar kavuşacağımız “Lost”larımızı arkadaşlarla toplanıp izlemek de parayla değil herhalde.. Ama ben sürekli konuşan, kadın karakterlerin dublajlarını yapmaya çalışan, ve sonuyla ilgili tahminlerde bulunurken sahneyi kaçırıp noldu noldu diye soran tuhaf bir kişilik olduğumdan belki de sevgili arkadaşlarım dışarıda para harcamayı bana tercih edebilirlerJ Ben de o zaman defalarca izlememe rağmen yine aynı keyifle izlediğim "The Holiday" i izlerim, radikal kararlar arefesinde olanlara da şiddetle tavsiye ederim, izlemeyenler Iris'i tanıyınca ne demek istediğimi anlayacaktır. Unutmayınız sevgili bayanlar, "esas kız" daima siz olmalısınız, elveda Jasper Bloom'lar..

Temiz havada yürümek, spor yapmak, daha çok tiyatro, daha çok sinema, bir de bayramlarda toplu mesaj yerine arayıp da kutlama yapmak –buna reklamlardan önce karar vermiştim ben, belirtmek isterimJ - vs, vs…

Karar almamaya karar vermişken yine almışım demekki kararlar. O halde şöyle diyelim, 2009’da neyimiz eksikse onu tamamlamaya karar verelim..Sağlıksa sağlık, aşksa aşk, paraysa para, işse iş..Ben bu yıl en çok kendimi sevmeye karar verdim, çünkü artık biliyorumki kendinizi ne kadar severseniz o kadar sevilirsiniz..Hatta şimdiden doğru yolda olduğumun emarelerini almaya başladım bileJ 2009’da mutluluk adına ne varsa hepsi bizimle olsun – kendimi de katmasam olmaz-, yeni yılda yeni bir sen yaratmak yine sizin elinizde.. Herkese mutlu yıllar..

B...