16 Eylül 2010 Perşembe

Şımaralım birazcık!


Son zamanlarda kendinizi şımartmak için neler yaptınız? Siz düşünürken ben kendi yaptıklarımdan bahsedebilirim.. Bu aybaşında aslında daha önce hiç almadığım 3 tane dergi aldım.. Bunlardan bir tanesi Women Health.. Aslında dergilerde yazan güzelliğin püf noktaları, ucuz yoldan modayı takip edin, sevgilinizi her gün yeniden baştan çıkarabilirsiniz! Vs vs başlıklı yazılara ne inanırım ne de okurum, bu nedenle çok iyi bir dergi takipçisi olduğumu söyleyemem, ama ilk kez bir dergiden faydalanabildim, örneğin geçen ay aldığım ve her gün bakışıp durduğumuz ağırlıklarımla neler yapabileceğimi öğrenmiş oldum, bu da beni oldukça keyiflendirdi.. Bundan sonra her ay farklı konularda dergilerle kendimi şımartmaya devam etmeye karar verdim.

Bunun dışında, bayramda tüm sevdiğim arkadaşlarımı ya aradım, ya da bizzat isimlerine hitaben mesaj gönderdim, böylece onları önemsediğimi, sıradan toplu mesajların arasına sıkıştırmayarak göstermiş oldum, bundan da mutlu olduğuma göre, bu ayki kendimi şımartmalarım arasına bunu da koyabilirim..

Her akşam sadece 2-3 dakikamı ayırarak odamı toplamaya karar verdim, bu da bana darmadağın bir odayı toplarken harcayacağım zamanı ve enerjiyi geri kazandırdı, bundan daha iyi bir şımartma olamaz sanırım..

Kalabalık odalarda fazla zaman geçirmeme kararım da bence en keyifli şımartmalarımdan bir tanesiydi zira kalabalık ortam, kabul etmeliyiz ki, kalabalık laf demek.. Bu durumdan kendimi kurtararak, kendimle ilgili daha çok düşünmeye, yazmaya zaman bularak da kendimi şımarttığımı söylersem yalan söylememiş olurum..

Sevdiğim bir diziyi ya da filmi yeniden izlemeyi hep vakit kaybı olarak görmüşümdür, ama aslında bunun bir kayıptan ziyade mutluluğum için kazanç olduğunu fark ettim, neticede zaman benim zamanım ve istediğim gibi harcarım.. Moda dizilerin akımına kendimi kaptırıp, sıf sohbet ortamı açıldığında iki çit lafım olsun diye kendimi zorlayacağıma, Bill Cosby Show’u defalarca izlerim ve mutlu olurum, kime ne..

İşte böyle.. Neredeyse hiç para harcamadan ne güzel şımartmışım kendimi, ne alışverişe ne de kuaföre gitmeye gerek varmış meğer, yeter ki şımarmak istesin ruhunuz..

25 Ağustos 2010 Çarşamba

Seç, beğen, al..


Herkes der ya şunu yapmadan ölme, bunu görmeden yaşadım deme ya da mutlaka okumuşuzdur bir yerlerde ölmeden önce yapılması gerekenler diye bir liste.. Tabi kime göre neye göre yapılması gereken şeyler bunlar tartışılır.. Mesela biri der ki bungee jumping yap! Uçaktan korkuyorum bir kere, yükseklik fobim olmasa da mecbur olmadıkça çıkmak istemem 2. kattan yukarı.. Ama ben de şu ahir ömrümde istedim ki benim de bir listem olsun, kimse yapmasa da ben bunları yapmadan yaşlanmiyim en azından..

İşte listeeem..

1- Eğlenceli bir felsefe kitabı oku, en azından fikrin olsun..
2- İşin dışında bir konuda uzmanlaş, blog yazmak mesela, neden olmasın..
3- Savunacağın siyasi bir görüşün olsun ama altı boş olmasın..
4- Sevgi her şeydir, aileni sev, sevgilini sev, arkadaşlarını sev, çok klişe olacak ama kendini sev..
5- Maddi bir hedefin olsun, ev almak, araba almak, daha küçük şeyler de olabilir, önemli olan o hazzı yaşayabilmek..
6- Sakin ve iyi niyetli ve de uzlaşmacı ol..
7- "Evet" ve "hayır" sözcüklerini boş yere harcama..
8- Hayıflanma, olan olmuştur, yapacak bir şey yok..
9- Aşk romanları oku, aşk filmleri izle, eğlen, mutlu ol.. "Pasaklı Tanrıça, Tiffany'de Kahvaltı, düşündükçe bile yüzümü gülümsetir mesela"
10- Kız arkadaşlarını ihmal etme, (kız tarafından bakıyorum) onlarla gülmenin değerini bil..
11- Aile planlarını önemse..
12- Mutsuzsan mutsuz davrab, mutluysan mutlu ama kendini saklama..

İşte bunlar da benim olmazsa olmazlarım, aslında düşündüm de bunları zaten yapıyorum ya da yapmaya çalışıyorum, demekki yaşlanmadan yapmam gereken yeni hedefler belirlemem gerek=)

Birsen

11 Haziran 2009 Perşembe

Yaza yaza yaz geldi..


Yaz gelmiş, hoş gelmiş..Aslında yazın geldiğini anlamak için illaki dışarı çıkmaya da gerek yok.. Eğer spor salonlarında kadınların sayısında hızla bir artış görülüyorsa, bikiniyi keşfeden modacıdan nefret edenlerin sayısında da aynı oranda bir artış oluyorsa, duvar kağıtları deniz, kum, güneş üçlüsünün fotoğraflarından seçiliyorsa, solaryum merkezlerinde sıra beklemeye başlanmışsa, kuaför masraflarına pedikür faturaları da eklenmişse, sarışınların sayısı artmaya başlamışsa –nedense kadınlar sarışın olmak için yazı beklerler genelde- yaz gelmiş demektir..

Erkekler için durum daha farklı tezahür edebilir.. Şayet üstü açık bir arabaları varsa, bırakın yazın gelmesini Martta ilk güneşi gördüklerinde açarlar arabalarını-ben küçükken şıpıdak derdim üstü açık arabalara ne alaka hala çözebilmiş değilim- soğuktan titreseler de dolaşırlar öyle, Hawai gömlekleri de cabası.. Bir de parmak arası terliklere merak salanlar var ki ayrı bir tartışma konusu, tamam kadın erkek eşittir diyoruz madem o zaman pedikürü keşfetmeye ne dersiniz?

Ben dünyanın başka ülkelerinde bu kadar mevsimsel panikler yaşandığını düşünmüyorum.. Düşünsenize Eskimoların yaz geliyor diye bikini telaşına düştüklerini.. Bence sorun Türklerin her konuda olduğu gibi bu konuda da dogmalarından kaynaklanıyor. Bütün sene bronz dolaşmak artık ritüel olmuş bizim toplumumuzda. O yüzden bütün sene güneş yüzü görmemiz “beyaz Türklerimize” sahilde kınayan gözlerle bakılır olmuş.. Gösteriş meraklısıyız vesselam..

Yapmayalım, doğaya meydan okumayalım, doğal olalım..Gün olur devran döner, elbet bu mevsim kışa da döner..

=)
B.

5 Mayıs 2009 Salı

Yeni bahar yeni dilek:)


Olur mu canım demeyin.. Olur, isteyince her şey olur.. "İyi düşün iyi olsun" dogmasını bir kenara bırakalım, bahsettiğim şey o değil, zira 1 aydır en yakın arkadaşımın doğumgününde takacağım tacım bile hazırken doğumgünü elim bir sebepten iptal oldu, demekki iyi düşününce iyi olacak diye bir şey yokmuş.. Benim bahsettiğim şey, istediğiniz şeylerin gerçekleşmesinden ziyade, "gerçekleşmez" inancınızın değişmesi..

Hayaller kurun mesela, o kadar gerçek olsun ki hayalleriniz, yüzünüze yerleşmiş tebessümü fark ettiğinizde kocaman gülümseyin.. Neyse yaşam koçluğu taslamak değil niyetim, ben denedim oldu, gerisi size kalmış..

Bu gece hıdrellez, neler yapılabileceği sizin hayal gücünüze kalmış.. Benim kısmet, şans, bolluk bereket içeri girsin diye pencerem açık uyumuşluğum bile vardır yağmur şakır şakır yağarken:) Mektup yazarım mesela, başucuma koyarım sonra odama girip okuyan olmasın diye diken üstünde uyurum.. Bir de gül ağacına dilek gömme faslı var ki bizim sitede tam bir eziyet haline dönüşüyor bu fasıl zira kimse kimsenin dileğini nereye gömdüğünü görmesin diye herkes sanki sabahın 5'inde yürüyüşe çıkmış edasıyla dolaşıp duruyor.. Mesela ben iki sene önce kimse görmesin diye panik haldeyken hangi ağaca gömdüğümü unuttum.. Bir senesi de vapurla işe giderken annem kağıtları denize atiyim diye bana verdi -denize atınca daha çabuk gerçek oluyormuş- neysee ben tam bu küçük kağıtları savururken rüzgar ters esti ve hepsi etrafa uçuştu, artık bulamadığım bir-iki tanesi ki şayet benimkilerse çekirdek çitletmelik malzeme olmuştur bulanlara.. Hele camımın önü çöpadamlarla dolu:)) Neyseki bu konuda dilek dilerken çizimimin kötü olduğunu hep belirttim, dikkate alındığı için de müteşekkirim:)

Bu arada fonda "Senden Başka"yı dinliyorum.. Çocukluğumda gitar derslerimin kabusu "Senden Başka" da albümdeki bir başka şarkı.. Tabi bunun anısı bu kadar değil, babam henüz 18 iken annemlerin oturduğu caddeden onlarca kez geçip bu şarkıyı açarmış, "senden başka senden başka gözüm görmez hiç kimseyi.." Aşk çocuğu olmak ağır sorumluluk, istiyosun ki babadan oğula misali bu misyonu taşı, bana kalsa ben de dinletirim böyle şarkılar, potansiyelim var gayet, ama dinletilen olmayı tercih ederim haliyle, yetkiliye duyurulur:)

B.