7 Ocak 2009 Çarşamba

Şansımız bol olsun..:)


“……. şimdi artık biliyorum ki, bütün yaşantımız içinde ancak bir/kaç kişiye böyle bir hak tanırız. onu şımartır, yüz verir, alttan alır ve hatta ona teslim bile oluruz. O da bunu zaten taa en başından beri bilmektedir. Eğer çok şanslı değilseniz, karşınızdaki şımarır, ipin ucunu kaçırır. Bin pişman olur, incinir, düşkırıklarıyla yaralanır ve acı çekersiniz sonunda.

Bazen, çok ender de olsa şanslısınızdır ve bir mucize yaşarsınız. Çünkü karşınıza dilinize akraba biri çıkmıştır. (Tanrım, mucizeleri ne çok seviyoruz böyle!) O sırada kaç yaşında olduğunuzun, nerede, nasıl olduğunuzun kesinlikle önemi yoktur. (Hayır yoktur!)…..”

Yıllar yıllaar önce okumuştum Buket Uzuner’in unutulmayası romanı Kumral Ada Mavi Tuna’yı.. Geçen akşam şöyle bir üstünden gideyim dedim tam da yukarda yazdığım satırların olduğu sayfaya denk geldim ilk açtığımda. Bu aralar gördüğüm, duyduğum her şeyi işaret olarak algılıyorum. Bu bir işaret olmalı diyorum ama neyin işaretlerini alıyorum henüz kestiremedim, bekliyorum..:) İşte bu sayfa açılınca dedim ki bu da bir işaret olmalı..Okudum.. Şanslılar kısmında olduğum için kendimi bir kez daha şanslı hissettim..

Birlikte büyürken bir çok ortak hayali de paylaşırsınız, aynı üniversiteyi kazanmak, aynı zamanlarda evlenmek, aynı zamanlarda anne olmak –erkekler arasında yoktur herhalde ay şekerim nolur aynı zamanlarda baba olalım, çocuklarımız da arkadaş olsun diye hayal kuranlar-, baktınız bu evlilik, çoluk çocuk hayalleri vuku bulmakta gecikiyor, yerini aynı huzurevinde kabarık sarı saçlar ve pembe ojeli tırnaklarla konken oynamak hayalleri alır. Yok canım benimle alakası yok ben hala üniversite kısmındayım..:))

Anılar ah o anılar..

Gecenin bir yarısı üzerinizde pijamalar, ayağınızda pofuduk terliklerle çelik kapı kredi kartıyla şıp diye açılıyormuş hikayesine inanıp hadi deneyelim diyerek, hatta anahtarları almaya gerek bile duymadan sadece kredi kartıyla evden çıkıp kapıyı çektiğiniz anda birbirinize bakıp kahkahalarla gülebiliyorsanız aynı dili konuştuğunuz birisi vardır..:) Yoo yoo, ben bu kişileri tanımıyorum, hele ki bunu yaptıklarında üniversiteyi çoktan bitirmiş yaşta olduklarını hiç bilmiyorum..:) Ve gerçekten şanslıysanız sizden nerdeyse 10 yaş küçük de olsa anahtarlarla dışarı çıkmayı akıl eden bir kız kardeş çıkar gelir birden..:)

Şımarttıklarım da oldu, ipin ucunu kaçıranlar da, ama ipin diğer ucunu sımsıkı belime bağladığımdan olsa gerek kopmadı dostluklarım.. Demek istediğim şudur ki yanyana koltuklarda kahvenizi içerken hiç konuşmasınız bile sıkılmıyorsanız, gecenin bir yarısı sırf uykunuz kaçtı diye telefonu elinize alıp “boşuna heyecanlanma, kimsenin seni özlediği yok, yine benim” diye mesaj atıp, bu sinir bozucu mesaja gelecek cevabı dört gözle bekliyorsanız, manasız esprilere karnınız ağrıyana kadar gülebiliyorsanız, sinemada sessiz olun uyarılarına o mucize arkadaşlardan biri “burası kütüphane mi” dediğinde olabilecek her şeyi göze alıp arka çıkabiliyorsanız, asansörde çocuk gibi siniriniz bozulup hık pık diye sesler çıkardığınızda yıllardır değişmeyen bahaneyle “o fıkra mı aklına geldi” diye o seslerin iki katını da o çıkarıyorsa, birisi canınızı sıktığında arayıp şikayet ettiğinizde –yaa noldu biliyo musun diye ağlama kıvamında başlar genelde bu konuşma- aslında zaten sizin de bildiğiniz şeyleri duyduğunuz halde yine de rahatlıyorsanız, gerçekten şanslısınız.. Hele ki birlikte cebinize koyduğunuz hayalleri şimdi yavaş yavaş elinizde tutmaya başlamışsanız daha da şanslısınız.

Hatırlarsınız hatıra defterlerinin vazgeçilmez imzasıdır; “s.s.v.d.s.o.”, yeni jenerasyon bilmez belki, “seni seven ve daima sevecek olan” demek bu harfler..:) Bunu etrafınızda söyleyebileceğiniz ama gerçekten içten söyleyebileceğiniz ve karşılığını alacağınızdan emin olduğunuz dostluklar yaşıyorsanız da şanslısınız. Ben sık sık söylerim, söylemekle de kalmıyorum sanırım, geçen gün bir baktım her fotoğrafta elim kolum sımsıkı tutmuş birilerini, sevgi pıtırcıklığımın tezahürleri işte..:)


Yine başladığım gibi Kumral Ada Mavi Tuna’dan minik bir alıntıyla bitirmek istiyorum, ayrıca bu kısmın bana çok uyduğunu da belirtmek isterim..:)

“….Ben kumralım, ama ada değilim. hiç olmadım desem yalan, ama ortalamayı almak lazım değil mi? Gözlerim mavi değil ela, saçlarım ise kıvırcık değil. Ama mavidir içim, Tuna içimdedir. Madem ki Tuna içimde, adalar da yüzer o halde. Söylemesi bile güzel: Kumral Ada Mavi Tuna….” Artık Tunalar’ınızı, Adalar’ınızı kendinize göre uyarlayın, ben öyle yaptım..:)

B...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder